Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Atalarımızın öğrettiği erdem ahlakını tüketmek üzereyiz”

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen “Veli Buluşmaları” programı kapsamında 3 binin üzerinde veliyle bir araya geldi.

“Hiç olmadığı kadar ergeni hastaneye yatırmak zorunda kalıyoruz…”

Eğitimcilerin ve velilerin yoğun ilgi gösterdiği buluşmada teşhis yanlış olursa tedavinin de yanlış olabileceğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan; şöyle devam etti:

Çocuk ve ergen ruh sağlığı için son yıllarda yaşanan savrulma tesadüfi değil. İki tane önemli etken var. Birincisi, pandemi birçok şeyi altüst etti. Biz COVID pandemisinden önce genellikle yaşlılar etkilenecek diye beklerken en çok gençler etkilendi. Pandeminin dışında burada teknolojiye hız kazandırdı. Evrensel değerlerde küresel olarak aşınma vardı. Bu bizi de çok fazla etkiledi. Mesela Avrupa’daki etkisinden daha fazla küresel değer aşınması etkiledi. Bütün bunlar üst üste geldiği zaman okulda mesela akran zorbalığı Avrupa ortalaması yüzde 30'lardayken bizde yüzde 40'larda gibi. Bunca senelik psikiyatri uzmanlığı hayatımda son yıllarda hiç olmadığı kadar ergeni hastaneye yatırmak zorunda kalıyoruz. Bunların kök nedenini araştırdığımızda aslında 100 vakanın 80'i birbirine benzer çıkıyor. Bu nedenle bu ivme devam edecek gibi gözüküyor. Bu yok edilemez ama azaltılabilir. Burada aileye, eğitimcilere ve okul iklimine önemli görevler düşüyor. Gençlerin burada yapacakları muhakkak var ama ondan önce okul iklimi ve ailenin bu konudaki farkındalığı çok önemli. Bir sorunu çözmek için önce farkına varmak gerekiyor. Farkındalık ilk adım. Farkındalık yoksa tanı, teşhis yanlış oluyor. Teşhis yanlış olursa tedavi de yanlış oluyor. Onun için teşhisi doğru koyabilmek önemli.” 

“Gençlerin mentorluğa ihtiyacı var”

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünün düzenlediği programda aşınan değerler canlandırıldığında gençlerin hızlıca toparlanılacağını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan; “Aileler karamsar olmasınlar. Bizim toplumumuzda asırlardır gelen bir Anadolu irfanı var. Bu Anadolu irfanındaki ve bazı aşınan değerleri canlandırırsak çok hızla toparlarız. Gençlere iyi yol arkadaşlığı, mentorluk yapmamız gerekiyor. Gençlerin mentorluğa ihtiyacı var. Burada akran mentorluğu da önemli. Biz üniversitede, ‘Akran Mentorluğu-Hedef Arkadaşlığı’ programı yaptık. Mesela uluslararası öğrenciler vardı. Her ülkenin öğrencisi Nijeryalılar bir grup, Filistinliler bir grup, Suriyeliler bir grup, Orta Asya'dan gelen bir grup dolaşıyorlar. Ön test-son test yaptık. Bunların sonucunda da bu Hedef Arkadaşlığı projesinde akran mentorluğunda bir Türk öğrenciye bir uluslararası öğrenciyi akran yaptık. Ayrıca İstanbul'daki çeşitli yerlere grup grup seyahatler yaptık. Onlar müthiş kaynaştılar ve o gerilim bitti. Yoksa öbür türlü kutuplaşmalar vardı. Gruplaşmalar, kavgalar, ses tonları yükselmeler vardı, düzeldi. Bunların çözümleri var yani çözüm, bilimsel metodoloji.” dedi.

“Sorunlara bilimsel metodolojiyle çözüm bulmamız gerekiyor”

Yeni sorulara yeni cevap vermenin bu zamanda bilimin metodolojisi olduğunun altını çizen Prof. Dr. Nevzat Tarhan; “Sorunlara bilimsel metodolojiyle çözüm bulmamız gerekiyor. Geleneksel çözümlerimiz artık işe yaramıyor. Eski sorulara yeni cevaplar vereceğiz. Eski sorulara eski cevapları verirsek biz aynı yerde patinaj yapıp dururuz. Yeni sorulara yeni cevap vermenin metodolojisi de bu zamanda bilimin metodolojisidir. Ve buna bütün dünyanın kullandığı ve şu anda bizim de çok kolay kullanabileceğimiz altyapımızın olduğu metotlar var. Bunlarla ilerleyebiliriz. Anne babaya şiddet uygulayan çocuklar bize geldiği zaman en çok gördüğümüz, bu çocuklar ergenliğe yeni girmiş çocuklar. Erken ergenlik dönemi işte 12-14 yaş. Erken ergenlik döneminde çocukların yetiştirilme biçimine bakıyoruz. Önce bir nörogelişimsel bozukluk var mı; otizme benzer bir durum, hastalık var mı diye bakıyoruz. Hastalık yoksa yetiştirilme biçimine bakıyoruz. Ailedeki anne-baba rollerine bakıyoruz. Çocuk doğru-yanlış, iyi-kötü, özgürlük ve sorumluluk çizgilerini biliyor mu, sınırlarını biliyor mu? Çocuk evin hükümdarı gibi büyütülmüş, anne baba çocukların etrafında dönüyor. Çocuk okulda her istediği olmalı diye düşünüyor. Arkadaşları her istediğini yapmalı, sınırları bilmiyor çünkü. Daha sonra içindeki acı öfkeye dönüşüyor. Öfke birikiyor düşmanlığa dönüşüyor, düşmanlık da devam edince şiddete dönüşüyor. Böyle bir zincirleme bir ilerleme oluyor. Eğer böyle durumlarda anne baba rehberliği yoksa, uzman konusunda müdahale yoksa genellikle böyle büyük olaylar ortaya çıkıyor. Yani özel böyle evin hükümdarı gibi yetiştirilmiş çocuklar bu konuda çok riskli çocuklar.” ifadelerini kullandı.

“Psikolojik sağlamlık çalışmaları yapınca problemler büyümeden çözülüyor”

Çocukta öngörülemezlik, belirsizlik ve temel güven duygusunun olmamasının beyinde hasar vermeye yettiğinden bahseden Prof. Dr. Nevzat Tarhan; “Aile mentorluğu ya da akran mentorluğundaki maksat patolojiyi, hastalığı düzeltmek değil, sağlam yönleri güçlendirmek. Sağlam yönleri güçlendirip, psikolojik sağlamlık çalışmaları yapınca problemler büyümeden çözülüyor. Buna birincil koruma deniyor. Bu gibi çözümler var. Bir çocuk anneyi, babayı bir de onların ilişkisini örnek alır. Evde sürekli gerilim varsa yapılan beyin tarama çalışmaları var. Beyin tarama çalışmalarında ABD’de Irak Savaşına giden askerlerin beynindeki travma izleri araştırılmış ve beyindeki hangi yapı bozulmuş onu tespit etmişler. Bir de ailede fırtınalı evliliklerdeki çocukların beyin taramasını yapmışlar. Evlilikteki çocukların savaştaki asker gibi beyinlerinde aynı travma izleri çıkmış. Savaştaki en büyük korku nedir? Güvensizlik, ölüm korkusu ve öngörülemezlik, belirsizlik. Bir çocuk için de öngörülemezlik, belirsizlik ve temel güven duygusunun olmaması beyinde hasar vermeye yetiyor. Çocuk şiddeti bir müddet sonra sorun çözme yöntemi, hak arama yöntemi olarak kabul ediyor ve devam ettiriyor. Böyle olaylarda da ‘Bana engel olan şey benim düşmanımdır, benim yanımda olmayan şey benim düşmanımdır.’ tarzındaki bir yaklaşımla rahatlıkla şiddete yöneliyor.” şeklinde konuştu.

“Sorgulama yapabilen kişilerin sınır ihlalleri daha az oluyor”

Problemi çözmek yerine gençlerin sağlam yönlerini güçlendirmek hedeflendiğinde sonucun daha hızlı alınacağına değinen Tarhan; “İnsanoğlu bir şeyi istediği zaman onu akla uygun hale getirebiliyor. Aklı olumsuz yönde kullanıyor. İnsanoğlu kendini aldatma üstadıdır. Öz eleştiri yapanlar yahut da başkasının eleştirisine açık olanlar, sorgulama yapabilen kişilerin sınır ihlalleri daha az oluyor. Okul şiddeti, okula silah götürme olayları ABD’de çok yaygın ve şimdi azalmaya başladı. Onlar okullarda mindfulness çalışmaları yaptılar. Psikolojik sağlamlık çalışmalarında daha sorun çıkmadan ‘psychological resilience’ deniyor. Bizde yılmazlık gibi; okul yılmazlığı, aile yılmazlığı gibi bir psikolojik sağlamlık çalışmaları yapıyorlar. Hiç problemle uğraşmıyorlar. Mesela rehber öğretmenlerimiz sorunlu vakalarla uğraşmak yerine, problemi çözmek yerine gençlerin sağlam yönlerini güçlendirmek şeklinde hareket etse daha hızlı sonuç alınır. Bununla ilgili biz üniversitede 5 yıl kadar 20 tane psikologla birlikte 19 modüllük bir çalışma yaptık. Bu çalışmayı ‘Mutluluk Bilimi ve Değerler’ diye 2022’de yayınladık. Daha sonra ikinci baskısını 2025’te yardımcı ders kitabı formatında yaptık. Kendi kültürümüze uygun çözümler ürettik. Anlam ve amaç modülü var. Onun dışında öfke yönetimi, stres yönetimi, minnettarlık, şükran, bağışlayıcılık ve empati modülü var. Empatiyi öğretiyoruz, zaten en önemli şey de empati yoksunluğu. Bütün bunlar olmadığı zaman güven zayıflıyor, güven zayıflayınca korku ortaya çıkıyor, korku çıkınca da şiddet ortaya çıkıyor. Yani böyle bir altyapı oluşuyor. Bu nedenle teşhisi doğru koyarsak çözüm doğru olur.” dedi.

“Atalarımızın öğrettiği erdem ahlakını tüketmek üzereyiz”

Toplumu toplum yapan değerlerin devam ettirilmesi gerektiğinden bahseden Tarhan; “Teknoloji hayatımıza hız kazandırdı ama anlam, amaç ve değerler hayatımıza yön kazandırıyor. Hız kazandırmak iyi, yön vermek daha iyi. Bizi biz yapan değerleri devam ettirmemiz gerekiyor. Bu değerler neden önemli? Değerler, erdem ahlakı genetik değil epigenetik. Genetik DNA’mızdan geliyor. Şu anda atalarımızın öğrettiği erdem ahlakını tüketmek üzereyiz. Çünkü epigenetik, iki üç nesil geçti. Sosyolojik fazlar genellikle otuz senedir. Üç faz geçti, dördüncü fazdayız. Artık okullarımızın erdem ahlakını öğretme endişesi olmalı. Japonlar, Çinliler 4-6 yaş arası çocuklara paylaşımcılığı, empatiyi öğretiyorlar. Hatta çocuğa hayata hazırlansın diye akvaryumdaki balığın öleceğini bile öğretiyorlar. Esas temel 4-6 yaşta atılıyor. Milli Eğitim’imizin öyle bir çalışması olduğunu duydum, şiddetle başlamalı. Hiç olmazsa 10-15 sene sonrasını kurtarırız ama bunu bilimsel metodolojiyle yapacağız. Yöntemleri var ve bizim kültürümüze çok uyuyor. ABD’lilerin kullandığı mindfulnessı araştırdım sanki Mevlâna’yı, bizim Anadolu irfanımızı almışlar, metodoloji geliştirmişler, sistematize etmişler, bilim haline getirmişler psikolojik sağlamlık çalışmaları olarak bize sunuyorlar.” ifadelerini kullandı.

“Okullarda iletişim tek yönlü değil, çift yönlü olmalı”

Empati yoksunluğunun bütün kötülüklerin kapısını açtığını belirten Tarhan; “Anne-babanın ve eğitimcilerin ‘kelebek avcısı’ gibi olması lazım. Kelebek avcısı kenara çekilir, bekler, kelebeği incitmeden yakalar ve kafese koyar. Çocuk bir şey yaptığı zaman hemen tepki göstermek yerine dağın arkasını görebilecek bir liderlik lazım. Şefkatle o çocuğun hatalarındaki sosyal ve duygusal ipuçlarını yakalamak gerekir. Mesela çocuk içine kapandıysa ya da her zaman konuşan çocuk artık konuşmuyorsa bunu fark etmek lazım. Okulda ve evde öğrencilerimizi, çocuklarımızı avcumuzun içi gibi tanımalıyız. Okullarda iletişim tek yönlü değil, çift yönlü olmalı. Milli Eğitim'in yeni modellerinde proje odaklı eğitim ve takım çalışması var; bu devrimsel bir şey. Batı bu tür sorgulayan insanları yetiştirdiği için teknolojide ilerliyor. Bunun olması için yüksek güvenlikli toplumlar lazım çünkü insanlar geleceğini güvende hissetmeli. ABD’de travmaya duyarlı liseler açtılar. Adı SEL (Social Emotional Learning - Sosyal ve Duygusal Öğrenme) liseleri. Risk gruplarındaki çocuklarla sosyal ve duygusal beceri çalışmaları yapıyorlar. Eğitimcilerin ve ailelerin empatiyi öğretmesi çok önemli. Empatiyi öğrenen bir çocuk, karşı tarafın duygularını ve haklarını anlar. Empati yoksunluğu bütün kötülüklerin kapısını açar.” dedi.

“Manevi bağışıklık sistemimizi güçlendirmemiz gerekiyor”

Özgürlük adı altında sorumsuzluğun yaygınlaştığının altını çizen Prof. Dr. Nevzat Tarhan; “Okul yönetiminin güven kuralı ile yaşamı geliştirmesi lazım. Bir hatayı biri yaptığında ceza almaz, diğeri yaptığında alırsa adalet duygusu zedelenir ve şiddet artar. Güven sosyal sermayedir ve iki ayağı vardır: Güven ve iş birliği. İçsel denetim yani vicdan çok önemlidir. Dış denetim, ceza yeterli olmaz. Günümüzde özgürlük adı altında sorumsuzluk çok yaygınlaştı. Aile ve okulun kontrolü zayıfladı. Bizim manevi bağışıklık sistemimizi güçlendirmemiz gerekiyor. Anne-babalar çocuklarını sadece mutlu etmek için değil, hayata hazırlamak için uğraşmalılar. Güç, güzellik ve başarı takıntısı insanları sömürüyor. Gerçek mutluluk, kendini tanımak ve kendinle barışık olmaktır. Çocuklardaki davranış bozukluklarının arkasında çoğu zaman ‘gizli depresyon’ vardır. Çocuk depresyondayım demez ama davranışıyla bunu gösterir. Eğer evde sevgi ve disiplin varsa, çocuk dışarıda hata yapsa bile bir süre sonra evdeki huzura geri döner. Krizleri bir büyüme ve gelişme fırsatı olarak görmeliyiz.” ifadelerini kullandı.

“Beynimiz biyolojik bir bilgisayar gibidir ve zihnimiz onu yönetir”

Ailede uygulanması gereken 5S kuralına dikkat çekerek sözlerini sonlandıran Tarhan; “Nebraska Üniversitesinin mutlu aileler üzerinde yaptığı bir çalışmada üç ortak özellik bulunmuş. Birlikte zaman geçirmek, eşlerin birbirine verebileceği en güzel hediye nitelikli beraberliktir. 10-15 dakika bile olsa göz temasının kurulduğu, birbirini dinledikleri çift yönlü bir iletişim. Takdir, övgü ve onay sözlerini çok kullanmak. Eleştiri odaklı ilişkilerde sorun çok çıkıyor. ‘97 aldın, neden 100 almadın?’ demek çocuğu hayata küstürür. Sorunları incitmeden, ego tatmini için değil, ailenin geleceği için çözmeye odaklanmak gerekir. Birlikte kiliseye giden aileler yani yaşam felsefelerinin benzer olması. Bu güven veren bir beraberlik sağlar. Yaşlı çiftlerin birbirine şefkat göstermesi gibi. Şefkat, içinde empati barındıran büyük bir duygudur. Şartlı sevgi özgüveni düşürür. Ayrıca ailede uygulanması gereken ‘5S Kuralı’da vardır. Sevgi, saygı, sabır, sadakat, samimiyet. Sevgi, koşulsuz olmalı. Saygı, içinde nezaket olan bir saygı. Sabır, hem olumsuz durumlarda isyan etmemek hem de bir hedefe giderken zorluklara katlanmak. Sadakat, hem yalan söylememek hem de bağlılık. Samimiyet ise içtenlik. Niyet beyni programlar. Eğer sabah 4’te kalkmaya niyet ederseniz, saat kurmadan uyanırsınız. Beynimiz biyolojik bir bilgisayar gibidir ve zihnimiz onu yönetir.” dedi.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Benzer Videolar